Hey millet..
Sizi o kadar özledim ki anlatamam. Şuan yüzümdeki garip heyecan ifadesini görmeniz lazım.İnanın uzun zaman oldu . Nasıl giriş yapılır falan hepsini unuttum. Bunu giriş varsaysak da ben bi olaylara girsem. Tenkyu.
Hayat o kadar boktan ki.Değişen hiç bir şey yok (yüzümdeki heyecan , hüzne döndü.) Fazla birikti nereden başlasam , ne kadar anlatsam bilmiyorum.Sanırım psikolojik sorunlarım var. Ne istediğimi bilmiyorum. Bir şeye sahip olursam daha fazlasını istiyorum. Sonra sıkılıp mutsuz olmak için elimden geleni yapıyorum. Bir kaç ilişki geçti başımdan. İlişki denirse tabi ki . Bilin bakalım sonunda ne oldu tabi ki YARIM kaldım. Zor atlatmadım çünkü bugüne bugün doktorun acısını unutmuş insanım ben. He lafı gelmişken selam olsun...
Bursa'dan geldim. Zamanım olduğu kadar söyleşi falan sosyal aktivitelere katılıp sonunu ateşli heriflerle sex yaparak altın vuruş yaptım. Doyurdum kendimi ve kürkçü dükkanına geri döndüm. E haliyle bir bok yapasım gelmedi. Bi gün hornetten biri yazdı . Hoş şimdi allah için uzun boylu renkli gözlü falan pek oralı olmadım. Sonra muhabbet ne olduysa buluşmaya geldi. Velhasıl buluştuk cocuk cidden hoş. Hani bakılmayacak gibi değil yani. Ama biraz çekingen falan böyle rahatsız edici. Çocuk yakışıklı olunca bazı şeyleri görmezden gelebiliyor insan. Sonradan bazı şeyleri görmezden gelemedim ve ayrıldık. YALAN terkedildim. Çünkü çocuk aşırı gereksiz tripli , kıskanç ve daha fazlası abartmıyorum. Terkedildim ama gereksiz yere. Herif benden çok geçmişimle ilgilendi. Neymiş efendim eskiden birini aldatmışım onu da aldatırmışım. Neymiş efendim sex önemliymiş benim için. Neymiş efendim vs vs. O kadar çok şey var ki daha anlatamam size. Yaptığım fedakarlığı anlatmayacağım size ne kadar mal olduğumu biliyorsunuz zaten. Bu gerizekalı onu aldatacağımı düşünüyor ama yedi senelik bi kız arkadaşı olduğundan bahsediyor ve iki tane telefonu var . Lan salak benim mi seni aldatmış olma ihtimalim oluyor. Sen git kız arkadaşınla seviş sonra gel benimle seviş. Bunu görmezden geldim. (malım) Sonra sex düşkünü olduğumu düşünüyor ama bi kere tartıştık ayrıldık falan sırf sex düşkünü zannetmesin sevişmek zorunda olmadığımızı anlasın diye dokunmadım. Bu seferde neymiş efendim bedenlerimiz birbirini itmiş, uyguladığım taktik ters tepmiş, o bana yeltenmiş ama ben istememişim. Birde üstelik ayrıldığımız gece saat üç suları ağıza alınmayacak bir ton laf söyledi. Ne orospuluğum kaldı ne de ucuzluğum. Hatta son cümlelerimiz söyle;
J:'Sağol! En azından bana saat takma alışkanlığı kazandırdın.'
Selvi boylum mal yazmalım:'Saat takmak kaliteli bi alışkanlıktır, sende fazla durabilir.'
J:'Çok yaralandım şuan, hangi face duvarından aldın bunu'
S:'İyi geceler!'
Daha fazla anlatmak istemiyorum. Diğer zaman kaybıma dönmek istiyorum.
Bu seferki arkadaş uzaktan . Ayrı şehirler falan . Benimde isteğim zaten maksat muhabbet dönsün biriyle konuşmuş olayım falan. Açıkcası hoşlandım heriften .Çünkü Hiç bir şeyi beni etkilemiyor. Boyu kısa , işsiz güçsüz, yirmialtı yaşına gelmiş annesinin ağzının içine bakıyor ve aşırı amcık ağızlı. (benden bile çok amcık ağızlı ) Kamerada arkadaşlar falan görüntülü konuşuyoruz falan bu yabancı şarkı açıp dans ediyor falan . Hiç hoşuma gitmedi. Ee karışma gibi bi yetkim yok birşey diyemiyorum. Hoşlanıyorum böyle davranmasını kıskanıyorum. Bu da benden hoşlanıyormuş neyse güç bela başladık birşeylere. İki ay konuştuk üç kere buluştuk. Üçüncü buluşmada ayrıldık zaten. Şuan asıl olaya gelmek için o kadar sabırsızım ki fazla detay vermek gelmiyor içimden. Anlatrken bile sıkıldım. HEY SEY OKUYUCU SAKIN SIKILMA BİRAZDAN GÜZEL ŞEYLER YAZACAĞIM. Her neyse bir kaç olay oldu ayrıldık. Yine yarım kaldım ve bu sefer takıntı ve alışkanlık olduğu için Sıkıntılı atlattım. Ayrılırken ikimizinde ilişkiyi yürütemeyeceğimze karar verdik ve ileride bi gün tekrar devam etmek üzerine konuştuk. Çünkü ikimizinde sıkıntıları var ve yıpranıyoruz böyle. Şimdi mantıksız olan taraf şu. Bi ilişki yaşıyorsan sıkıntılı zamanlar yaşasan bile birlikte destek olur ve atlatırsın. İlişkinin mantığı bi nebze budur benim için. Ben sıkıntılarımı tek başıma atlacaksam iyi durumda olduğum zaman bok aramaya mı tekrar birlik olayım seninle.Zaten ayrıldıktan sonra ilişki yürütemeyecek kadar sıkıntılı olan arkadaş başka birine aşık olmuş seviyormuş falan. Tam bir gerizekalı . Açıkçası şuan umurumda bile değil. Aman benden uzak olsunlar.
Ve Asıl olay şu yeni biriyle takılmaya başladım. Hem güzel hem çirkin. Hem mutluyum hem mutsuz. Hem eğlenceli hem sıkıcı . Bunların hepsini yarın anlatacağım şimdi parmaklarım ağrıdı ve uykum geldi. Sabah da işe gidicem . Beni affedin...
ayta sözeri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ayta sözeri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
25 Haziran 2016 Cumartesi
Başlık Bulamıyorum... -Jack
Etiketler:
aldatmak,
ayta sözeri,
Ben seviyorum,
biz de varız,
boktan hayat,
bursa,
cowboy,
cowgirl,
değişim,
istanbul,
izmir,
kezban,
kokteyl,
namus,
Nilay'ı da başımızdan attık,
orospu,
sarhoş,
whatsapp
12 Mart 2015 Perşembe
İyi Gelmez Mi Hiç İstanbul Havası 3 -Jack
.....öncesi için
En son nerede kalmıştık. He kendimi sorgulamaya başladığım zamandan bu yana çıkardığım derslerden bahsedecektim. Bu arada çok kötü yazdığımın farkındayım. Ben bile okurken sıkılıyorum, seni düşünemiyorum bile.
Bu arada Jill de işe başladı canı çıkıyor kızcağızın, konuşamıyoruz bile çoğu günler. Kıyamam ona. Selamlarımızı ve sevgilerimizi evrene gönderelim, evrende ona göndersin. Gerçi evren bu aralar çok fazla sikiyor ya bizi neyse.
Şimdi fazla hayat var İstanbul'da. İnsan düşünüyor sen ne çektin allah aşkına diye. O transların yaşadığı zorluklar, ailelerinin çıkarttığı zorluk falan allah düşmanımın başına vermesin. Ayta Sözeri bilirsin belki onunla tanıştığımı söylemiştim diye hatırlıyorum. Biraz ailemden falan bahsettim bana öyle bi laf söyledi ki çay diye duvara toslamış gibi oldum. Hem doktoru hatırladım , hem doktor zamanındaki kendimi hatırladım, hem anneme olan tavırlarımı hatırladım. Merak etme doktor devri çoktan kapandı başa döndük yine diye düşünme. Ben böyle annemin benimle konuşmadığını, abimin beni evden atmasından bahsediyordum. Biraz buruk buruk anlattım galiba . "Hiç aşık oldun mu ? " dedi. "Evet oldum herhalde başımdan geçti bir şeyler " dedim. "O zaman ailene ne kadar ihtiyac duydun?" dedi. Bir şey diyemedim.
İşin aslı çok doğru bi laf dedi. Ben doktor zamanında aile falan umrumda mı doktorum var lan benim havasında dolanıyordum ortalıkta. Annemi, abimi takan var mı ? Babamı zaten yüzünü bile hatırlamıyorum. Cidden de dunyayı boş vermiştim. Zaten doktordan sonra annem bayağı bi ilgilendi eyvallah sağolsun da üniversiteye gelince iyice soğutmuştu kendınden beni .Ee bende insanım bende bazı şeylerden soğuyabiliyorum, bazen kendımden bile soğuyorum ben yani. Bu da demek oluyor ki zamanla insan akrabalarından da uzaklaşabiliyor çunku o sırada ya aşıksın ya da kendınle alakalı bir suru sorunlar var. Bi zaman sonra insan yalnız kalıyor. O yalnız anların geçtiği zaman yanına gelmek isteyen kişileri sen istemiyorsun. Doktordan sonra çok fazla değişmiş olma sebeplerimden bir tanesi de bu herhalde. Ben doktordan sonra kendi başıma kendimi yalnız bıraktım ve toparlandığım zaman beni yalnız bırakan tarafımı tekrar istemedim.
Değiştim, değiştim, değiştim...
Şimdi İstanbul havası da aldım oradaki ortamı falan gördüm. Millet rahat. Annemin adlığı bi atkı var . Hani bu iki ucu birleşik ve boyuna dolanıyor ya işte ondan ben onu taksimde başıma örtü diye doladım da dolaştım. Birde cübbe gibi uzun bir hırka almıştım. Bir allahın kulu dönüp bakmadı.
Buraya geldim İskenderun'a insanlara farklı bakmaya başladım. Eskiden bi pantolon giysem millet bakacak diye çekinirdim. Şimdi farettim ki insanlar her halukarda bakıyor. En basitinden saçlarım turuncu diye bakıyor. ( boya değil tatlım doğuştan turuncu , ginger yani :) Ben ailem konusunda bu kadar sorgularken kendimi millet bakacak diye niye kısıtlayayım.Bursa da zatengereğinden fazla kısıtlandım. Bırakayım insanlar ne düşünürse düşünsün hakkımda. Buraya geldim bi gazla çevremi değiştirdim zaten . Bi kaç gerizekalı insan vardı çevrembe böyle boş boş konuşan tipler, onlarla araya mesafe koydum. Yalnız oluyorum genelde ama işime de geliyor okumak için bir sürü kitap getirmiştim onları okurum işte .Bir de kafam rahat yahu.
Tek sorun var artık hayatımda biri olsun istiyorum. Öyle kör kütük aşık olmama da gerek yok, hoşlanayım ve canım istediği zaman sevişeyim yeter. İstanbulda güzel güzek çocuklar gördüm içim gitti de biraz gaza geldim. O da olacak , öyle umut ediyorum. Beni acı acı becerdiğini bildiğim evrene tekrar mesaj mesaj mesaj....
Ne kadar bana benzese de herif benden daha yakışıklı..
Kapanışı Amy ile yapalım. Bu kadına ölürüm bennn.
En son nerede kalmıştık. He kendimi sorgulamaya başladığım zamandan bu yana çıkardığım derslerden bahsedecektim. Bu arada çok kötü yazdığımın farkındayım. Ben bile okurken sıkılıyorum, seni düşünemiyorum bile.
Bu arada Jill de işe başladı canı çıkıyor kızcağızın, konuşamıyoruz bile çoğu günler. Kıyamam ona. Selamlarımızı ve sevgilerimizi evrene gönderelim, evrende ona göndersin. Gerçi evren bu aralar çok fazla sikiyor ya bizi neyse.
Şimdi fazla hayat var İstanbul'da. İnsan düşünüyor sen ne çektin allah aşkına diye. O transların yaşadığı zorluklar, ailelerinin çıkarttığı zorluk falan allah düşmanımın başına vermesin. Ayta Sözeri bilirsin belki onunla tanıştığımı söylemiştim diye hatırlıyorum. Biraz ailemden falan bahsettim bana öyle bi laf söyledi ki çay diye duvara toslamış gibi oldum. Hem doktoru hatırladım , hem doktor zamanındaki kendimi hatırladım, hem anneme olan tavırlarımı hatırladım. Merak etme doktor devri çoktan kapandı başa döndük yine diye düşünme. Ben böyle annemin benimle konuşmadığını, abimin beni evden atmasından bahsediyordum. Biraz buruk buruk anlattım galiba . "Hiç aşık oldun mu ? " dedi. "Evet oldum herhalde başımdan geçti bir şeyler " dedim. "O zaman ailene ne kadar ihtiyac duydun?" dedi. Bir şey diyemedim.
İşin aslı çok doğru bi laf dedi. Ben doktor zamanında aile falan umrumda mı doktorum var lan benim havasında dolanıyordum ortalıkta. Annemi, abimi takan var mı ? Babamı zaten yüzünü bile hatırlamıyorum. Cidden de dunyayı boş vermiştim. Zaten doktordan sonra annem bayağı bi ilgilendi eyvallah sağolsun da üniversiteye gelince iyice soğutmuştu kendınden beni .Ee bende insanım bende bazı şeylerden soğuyabiliyorum, bazen kendımden bile soğuyorum ben yani. Bu da demek oluyor ki zamanla insan akrabalarından da uzaklaşabiliyor çunku o sırada ya aşıksın ya da kendınle alakalı bir suru sorunlar var. Bi zaman sonra insan yalnız kalıyor. O yalnız anların geçtiği zaman yanına gelmek isteyen kişileri sen istemiyorsun. Doktordan sonra çok fazla değişmiş olma sebeplerimden bir tanesi de bu herhalde. Ben doktordan sonra kendi başıma kendimi yalnız bıraktım ve toparlandığım zaman beni yalnız bırakan tarafımı tekrar istemedim.
Değiştim, değiştim, değiştim...
Şimdi İstanbul havası da aldım oradaki ortamı falan gördüm. Millet rahat. Annemin adlığı bi atkı var . Hani bu iki ucu birleşik ve boyuna dolanıyor ya işte ondan ben onu taksimde başıma örtü diye doladım da dolaştım. Birde cübbe gibi uzun bir hırka almıştım. Bir allahın kulu dönüp bakmadı.
Buraya geldim İskenderun'a insanlara farklı bakmaya başladım. Eskiden bi pantolon giysem millet bakacak diye çekinirdim. Şimdi farettim ki insanlar her halukarda bakıyor. En basitinden saçlarım turuncu diye bakıyor. ( boya değil tatlım doğuştan turuncu , ginger yani :) Ben ailem konusunda bu kadar sorgularken kendimi millet bakacak diye niye kısıtlayayım.Bursa da zatengereğinden fazla kısıtlandım. Bırakayım insanlar ne düşünürse düşünsün hakkımda. Buraya geldim bi gazla çevremi değiştirdim zaten . Bi kaç gerizekalı insan vardı çevrembe böyle boş boş konuşan tipler, onlarla araya mesafe koydum. Yalnız oluyorum genelde ama işime de geliyor okumak için bir sürü kitap getirmiştim onları okurum işte .Bir de kafam rahat yahu.
Tek sorun var artık hayatımda biri olsun istiyorum. Öyle kör kütük aşık olmama da gerek yok, hoşlanayım ve canım istediği zaman sevişeyim yeter. İstanbulda güzel güzek çocuklar gördüm içim gitti de biraz gaza geldim. O da olacak , öyle umut ediyorum. Beni acı acı becerdiğini bildiğim evrene tekrar mesaj mesaj mesaj....
Ne kadar bana benzese de herif benden daha yakışıklı..
Kapanışı Amy ile yapalım. Bu kadına ölürüm bennn.
9 Mart 2015 Pazartesi
İyi Gelmez Mi Hiç İstanbul Havası 2 -Jack
........öncesi için
Önceki yazıda ne kadar kötü yazmışım ben öyle. Sonradan okuyunca fark ettim de artık eskisi gibi yazamıyorum. Ne oluyor bana hala anlamış değilim. Ne eskisi gibi sevişebiliyorum ne de eskisi gibi birşeyler yaşayıp, yazabiliyorum. Neyse konumuza dönelim. Eğitimin ilk gününden başlıyorum.
Otelden çıktık. Allahtan eğitimin olacağı yer otele yakın yürüyerek gidip geliyoruz. Ben Bursa'dayken çok fazla feminen arkadaşlarım vardı. Sabahtan akşama kadar Starbucks da oturup millet kiminle koli(lubunca cinsel ilişki yaşamak) kesmiş, kimin kolisinin similyası(erkek cinsel organ) büyük ya da kimin mincosu(bildiğimiz göt) sugar(güzel) bunları konuşurduk.haliyle etraftaki insanlar da bize bakarlardi. Hele komik bir şey olsun aman allahım o incelik ve kalınlık arasında kalmış ses tonundan çıkan kahkaha sesı cidden çok kötü. Kınamak için söylemiyorum. Utandığım falan da yok ama abartıldığı zaman daralırım. Ki o zamanlar da abartmışlardı sağolsunlar. Bende başkaları yüzünden milletin bana dik dik kınar gözlerle bakmasından rahatsız olduğum için görüşmeyi kesmiştim. Şimdi ise eğitim yerine giderken grup halinde bir suru feminen ve feminen olamayan gruplar halinde yürüyoruz. Ayrımcılık yapmak için söylemedim feminen ve feminen olmayanlar derken sadece daha iyi anlatmak için söylüyorum sakın öyle düşünme olur mu ?
Kimisi saçının ön tarafını mora boyamış , kimisi altında gri bol bi şalvar üstünde çiçekli yelek, kimisi annesinin ördüğü mor yeleği, kimisi altında gri tayt. O kadar rahatlar ki millet bakmış bakmamış mı hiç umurlarında değil. Bana bak birde gömlek altında pantolon , o an fark ettim ki kendimi fazla bastırmışım. Ve o an anladım ki millet sana baksın bakmasın çok önemli değil o an eğleniyorsan olay bitmiştir.
Eğitim ofisine gittik. Herkesin yeri belli devamlı filtre kahve gidip geliyor. Üniversitelerden gelen öğretim görevlileri falan. Eğitim başladı nereden geldiklerini, ne yaptıklarınından falan bahsediyor bana geldi sıra. Bir şey diyemedim. Malım çünkü ben. Kendimi çok bastırdım, olduğum gibi yaşayamadım o yüzden çok bir şey yapamadım ki zaten siyasete falan da hiç ilgi duymadım diyemedim. Amacım oraya bir şeyler öğrenmekti ve öyle de oldu.
Millet nasıl bu kadar çabuk kaynaştı anlamış değilim. Konuşmalar gülmeler falan maşallah . Ben katılmak mı hak getire. Ayol ayol diye konuşsan insanlara karşim karşim die sesleniyorum. Ee sonradan açıldım tabi ayollar, kızzzz yapmaa bee demeler , dedikodular falan ohooo ben ben değilim. Nasıl bi psikolojideysem bir yandan da 'alışma bak Jack ağzına yapışır İskenderun'da dersen rezil olursun bir de milletle uğraşma ' diye diye kendimi tuttum ama nafile. Saldım çayıra mevlam kayıra.
Hele bir gece var ki kendimi nasıl saldım ki sorma. Şimdi eğitim bitti otele gittik. Dedik ki İstanbullara kadar geldik içmeyelim mi? Gittik bi şişe şarap aldık. İçtik falan hafif çakır keyf oldum ama bünye rahatlığa alışkın değil ya uyuyamadım bi türlü. Bi yandan da şimdi uyursam oda arkadaşım iri yarı bi herif , beni siker diye korkudan uyuyamadım tabi . Sonraki gün dedik ee buraya kadar geldik bi taksim yapalım dimi. Herkes odasına gitti dedik biraz uyuyalım zaten geç gideriz erkenden gidersek kimse olmaz insan yüzü görelim hem. Herkes odasında uyuyor bende şimdi dışarıda içki pahalıdır odadaki şarabı bitireyim üstüne cila yaparım dışarıda diye düşünüyorum. İki kadeh şarap içtim Sonra Bursa'dan bir arkadaş vardı onunla buluştuk onunla birer bira içtik. Sorna bizim eğitimdekilere katıldım. Heves ettik Mis sokağında bira içelim dedik. Orda da birer bira içtik. Sorna Bi cafe&bar da iki bira içtik. Sonra bi cluba gittik orada da vodka enerji içtik .Sonra sonra sonra..
En son hatırladığım üçüncü vodkadan sonra bende kayışın koptuğu. Böyle ne kadar içtiğimi söyleyince de ergen gibi oldu. Aman neyse işte. Benim kayış bir koptu var ya anlatamam. Dans etmeyi bilmezdim hiç dans etmediğim kimse kalmadı. yiyişmediğim kimse kalmadı. Gerçi bunları eğitimdekiler anlattı çünkü hatırlamıyorum hiç birini. Ara ara hatırladığım birşeyler var tabi .Otele dönerken dolmuş şöförüne ' benimle yatsana şöför bey ben İskenderun'da sevişecek adam bulamıyorum' diye bağırdığımı , bi trans arkadaş vardı onunda yolun ortasında seviştiğimi hayal meyal . Bende kayış koptu ama kendimi nasıl sartlandırdıysam dans ediyorum ama bir yandan da telefonumla cüzdanım yanımda mı onu kontrol ediyorum. Beni odaya çıkardı iki kişi hemen gittim telefonumu şarja taktım falan. Sonra ara ara kustuğumu , ha birde duş alırken arkadan birinin bana girip çıktığını hayal meyal hatırlıyorum. O kadar. Sabah bi kalktım boynum falan mosmor, çırılçıplak yatakta olduğum ve yanımda kimsenin olmayışı. Zaten çırılçıplak olduğumu kapıya beni uyandırmak için gelen arkadaşlara kapıyı açtığımda farkettim. O anki utancımı yazmama gerek var mı ?
Aşağıya kahvaltıya indik. Başım önce eğik acaba dün akşamki kim die düşünüyorum. Herkes de benim oteldeki çalışanlara bile sulandığımı konuşuyordu. Başım çatlıyor, utanıyorum ve meraktayım. Sonradan biri geldi yanıma ' İyi misin ?' diye sordu.Kaçamak cevap verdim haliyle. Meğerse dün akşam iyi misin diye soran arkadaşla birlikte olmuşuz. Çok fazla uzun sürmemiş çünkü devamlı kusuyormuşum ve ayakta durmadığım için yere domalıp içime girmesine izin verdiğim sırada boynum kırılacak diye korkmuş falan. Çok garipti hayatımda yaşadığım en ilginç deneyimlerden bir tanesiydi.
Sonraki gece yine duramadım ben herkes odasında uyuyor gecenin bi körü saat 02.00 de dolmuş olmasına şaşıra şaşıra Tekyöne gittim. Gerçi gittiğime de pişman olmadım değil. Yalnız gittiğimden mi ne bilemem ama hiç beğenmedim. Çok kişiliksiz insanlar falan vardı. Bir de devamlı aynı şarkıları çalıp durdular. İki bira içip tıpış tıpış otele döndüm. Aklım başımda otelin yolunu bulduğum için hiç bi heyecan falan olmadı tabi. O yüzden bu geceye dair bir şey yazamayacağım sanırım.
Ondan sonraki geçe aklım başımdayken çok farklı insanlarla tanıştım. Teslimiyet filmini izledin mi bilmiyorum ama orada oynayan iki trans arkadaşla tanıştım. Çok fazla kezbanım galiba ben . Bi gördüm aman allahım bende bi heyecanlar falan görmen lazım. He birde Ayta Sözeri ile tanışmak istiyordum. Onunla tanıştım. Tanıdığım en muhteşem insanlardan sadece bir tanesi. Şuan da bi dizi de oynuyor zaten. Bunu blogdan hiç haberi olmaz belki ama burdan selam olsun kendisine :)
Benim için çok farklı deneyimlerdi. Annemden konuştuk, kendimi bastırmamdan konuştuk, neler yapmam gerektiğinden ve neler yaptığımdan konuştuk. Kendimi ilk defa özgür hissettim. Rahatlamıştım. Dilediğim gibi konuştum dilediğim gibi eğlendim. Gelecek üzerine sorguladım kendimi ve ne kadar şanslı olduğumu anladım. Çok garip şeylerdi.
Neyse daha fazla uzatmadan devamını daha sonraya saklıyorum. Bende bu devamı daha sonra olayını çok sevdim galiba :)
sonrası için....
Önceki yazıda ne kadar kötü yazmışım ben öyle. Sonradan okuyunca fark ettim de artık eskisi gibi yazamıyorum. Ne oluyor bana hala anlamış değilim. Ne eskisi gibi sevişebiliyorum ne de eskisi gibi birşeyler yaşayıp, yazabiliyorum. Neyse konumuza dönelim. Eğitimin ilk gününden başlıyorum.
Otelden çıktık. Allahtan eğitimin olacağı yer otele yakın yürüyerek gidip geliyoruz. Ben Bursa'dayken çok fazla feminen arkadaşlarım vardı. Sabahtan akşama kadar Starbucks da oturup millet kiminle koli(lubunca cinsel ilişki yaşamak) kesmiş, kimin kolisinin similyası(erkek cinsel organ) büyük ya da kimin mincosu(bildiğimiz göt) sugar(güzel) bunları konuşurduk.haliyle etraftaki insanlar da bize bakarlardi. Hele komik bir şey olsun aman allahım o incelik ve kalınlık arasında kalmış ses tonundan çıkan kahkaha sesı cidden çok kötü. Kınamak için söylemiyorum. Utandığım falan da yok ama abartıldığı zaman daralırım. Ki o zamanlar da abartmışlardı sağolsunlar. Bende başkaları yüzünden milletin bana dik dik kınar gözlerle bakmasından rahatsız olduğum için görüşmeyi kesmiştim. Şimdi ise eğitim yerine giderken grup halinde bir suru feminen ve feminen olamayan gruplar halinde yürüyoruz. Ayrımcılık yapmak için söylemedim feminen ve feminen olmayanlar derken sadece daha iyi anlatmak için söylüyorum sakın öyle düşünme olur mu ?
Kimisi saçının ön tarafını mora boyamış , kimisi altında gri bol bi şalvar üstünde çiçekli yelek, kimisi annesinin ördüğü mor yeleği, kimisi altında gri tayt. O kadar rahatlar ki millet bakmış bakmamış mı hiç umurlarında değil. Bana bak birde gömlek altında pantolon , o an fark ettim ki kendimi fazla bastırmışım. Ve o an anladım ki millet sana baksın bakmasın çok önemli değil o an eğleniyorsan olay bitmiştir.
Eğitim ofisine gittik. Herkesin yeri belli devamlı filtre kahve gidip geliyor. Üniversitelerden gelen öğretim görevlileri falan. Eğitim başladı nereden geldiklerini, ne yaptıklarınından falan bahsediyor bana geldi sıra. Bir şey diyemedim. Malım çünkü ben. Kendimi çok bastırdım, olduğum gibi yaşayamadım o yüzden çok bir şey yapamadım ki zaten siyasete falan da hiç ilgi duymadım diyemedim. Amacım oraya bir şeyler öğrenmekti ve öyle de oldu.
Millet nasıl bu kadar çabuk kaynaştı anlamış değilim. Konuşmalar gülmeler falan maşallah . Ben katılmak mı hak getire. Ayol ayol diye konuşsan insanlara karşim karşim die sesleniyorum. Ee sonradan açıldım tabi ayollar, kızzzz yapmaa bee demeler , dedikodular falan ohooo ben ben değilim. Nasıl bi psikolojideysem bir yandan da 'alışma bak Jack ağzına yapışır İskenderun'da dersen rezil olursun bir de milletle uğraşma ' diye diye kendimi tuttum ama nafile. Saldım çayıra mevlam kayıra.
Hele bir gece var ki kendimi nasıl saldım ki sorma. Şimdi eğitim bitti otele gittik. Dedik ki İstanbullara kadar geldik içmeyelim mi? Gittik bi şişe şarap aldık. İçtik falan hafif çakır keyf oldum ama bünye rahatlığa alışkın değil ya uyuyamadım bi türlü. Bi yandan da şimdi uyursam oda arkadaşım iri yarı bi herif , beni siker diye korkudan uyuyamadım tabi . Sonraki gün dedik ee buraya kadar geldik bi taksim yapalım dimi. Herkes odasına gitti dedik biraz uyuyalım zaten geç gideriz erkenden gidersek kimse olmaz insan yüzü görelim hem. Herkes odasında uyuyor bende şimdi dışarıda içki pahalıdır odadaki şarabı bitireyim üstüne cila yaparım dışarıda diye düşünüyorum. İki kadeh şarap içtim Sonra Bursa'dan bir arkadaş vardı onunla buluştuk onunla birer bira içtik. Sorna bizim eğitimdekilere katıldım. Heves ettik Mis sokağında bira içelim dedik. Orda da birer bira içtik. Sorna Bi cafe&bar da iki bira içtik. Sonra bi cluba gittik orada da vodka enerji içtik .Sonra sonra sonra..
En son hatırladığım üçüncü vodkadan sonra bende kayışın koptuğu. Böyle ne kadar içtiğimi söyleyince de ergen gibi oldu. Aman neyse işte. Benim kayış bir koptu var ya anlatamam. Dans etmeyi bilmezdim hiç dans etmediğim kimse kalmadı. yiyişmediğim kimse kalmadı. Gerçi bunları eğitimdekiler anlattı çünkü hatırlamıyorum hiç birini. Ara ara hatırladığım birşeyler var tabi .Otele dönerken dolmuş şöförüne ' benimle yatsana şöför bey ben İskenderun'da sevişecek adam bulamıyorum' diye bağırdığımı , bi trans arkadaş vardı onunda yolun ortasında seviştiğimi hayal meyal . Bende kayış koptu ama kendimi nasıl sartlandırdıysam dans ediyorum ama bir yandan da telefonumla cüzdanım yanımda mı onu kontrol ediyorum. Beni odaya çıkardı iki kişi hemen gittim telefonumu şarja taktım falan. Sonra ara ara kustuğumu , ha birde duş alırken arkadan birinin bana girip çıktığını hayal meyal hatırlıyorum. O kadar. Sabah bi kalktım boynum falan mosmor, çırılçıplak yatakta olduğum ve yanımda kimsenin olmayışı. Zaten çırılçıplak olduğumu kapıya beni uyandırmak için gelen arkadaşlara kapıyı açtığımda farkettim. O anki utancımı yazmama gerek var mı ?
Aşağıya kahvaltıya indik. Başım önce eğik acaba dün akşamki kim die düşünüyorum. Herkes de benim oteldeki çalışanlara bile sulandığımı konuşuyordu. Başım çatlıyor, utanıyorum ve meraktayım. Sonradan biri geldi yanıma ' İyi misin ?' diye sordu.Kaçamak cevap verdim haliyle. Meğerse dün akşam iyi misin diye soran arkadaşla birlikte olmuşuz. Çok fazla uzun sürmemiş çünkü devamlı kusuyormuşum ve ayakta durmadığım için yere domalıp içime girmesine izin verdiğim sırada boynum kırılacak diye korkmuş falan. Çok garipti hayatımda yaşadığım en ilginç deneyimlerden bir tanesiydi.
Sonraki gece yine duramadım ben herkes odasında uyuyor gecenin bi körü saat 02.00 de dolmuş olmasına şaşıra şaşıra Tekyöne gittim. Gerçi gittiğime de pişman olmadım değil. Yalnız gittiğimden mi ne bilemem ama hiç beğenmedim. Çok kişiliksiz insanlar falan vardı. Bir de devamlı aynı şarkıları çalıp durdular. İki bira içip tıpış tıpış otele döndüm. Aklım başımda otelin yolunu bulduğum için hiç bi heyecan falan olmadı tabi. O yüzden bu geceye dair bir şey yazamayacağım sanırım.
Ondan sonraki geçe aklım başımdayken çok farklı insanlarla tanıştım. Teslimiyet filmini izledin mi bilmiyorum ama orada oynayan iki trans arkadaşla tanıştım. Çok fazla kezbanım galiba ben . Bi gördüm aman allahım bende bi heyecanlar falan görmen lazım. He birde Ayta Sözeri ile tanışmak istiyordum. Onunla tanıştım. Tanıdığım en muhteşem insanlardan sadece bir tanesi. Şuan da bi dizi de oynuyor zaten. Bunu blogdan hiç haberi olmaz belki ama burdan selam olsun kendisine :)
Benim için çok farklı deneyimlerdi. Annemden konuştuk, kendimi bastırmamdan konuştuk, neler yapmam gerektiğinden ve neler yaptığımdan konuştuk. Kendimi ilk defa özgür hissettim. Rahatlamıştım. Dilediğim gibi konuştum dilediğim gibi eğlendim. Gelecek üzerine sorguladım kendimi ve ne kadar şanslı olduğumu anladım. Çok garip şeylerdi.
Neyse daha fazla uzatmadan devamını daha sonraya saklıyorum. Bende bu devamı daha sonra olayını çok sevdim galiba :)
sonrası için....
Etiketler:
ayta sözeri,
bar,
eğlence,
eşcinsel,
istanbul,
kezban,
mis sokağı,
sarhoş,
seks,
sevişmek,
translar vardır
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

